İlk Hamilelik ve Doğum Hikayem

 

   Genelde gece saat 9 dedin mi bizim ufaklıklar uyur. Yorucu bir gün geçirmiş olacak ki bu gece Cenk'te uyuya kaldı. Bende onlar uyurken sabah pişirmek için kahvaltılık gözlemeleri hazırlayıp, kakaolu ve vanilyalı puding yaptım, yarın tüm günümü çocuklarla geçirmek için hazırdım. Bunları yaparken bir anda doğum hikayelerimi yazmak aklıma geldi. Üç doğumumu mümkün olduğunca kısaltıp (tabii mümkün olursa) yazmaya karar verdim. Başlıyoruz :)

 

 


Doğa tek bedende iki kalp atışım, ilk heyecanımdı. Hamileliğimi ilk öğrendiğimde heyecan ve şaşkınlık bir aradaydı. İç güdüsel olarak her daim elim karnımda gezerdim,onu her şeyden koruyorum gibi gelirdi. Bunu okuyan anneler ve anne adaylarından gelecek "bende" sesini buradan duyar gibiyim.Hamileliğim boyunca varis problemi dışında çok şükür bir şey yaşamadım. Korkularım oldu mu? Tabii ki oldu bu da çok normal kapalı bir kutu,insan  içinde ne olduğunu merak ediyor. Kimi zaman  aklıma takılan "sağlıklı mı acaba" gibi deli sorular, kimi zaman azıcık hareket etmemesi,kimi zaman da internetten okuduğum bazı şeyler korkmama sebep oldu. İlk hamilelik tabi,tecrübesizdim. Buradan hamile ve yeni annelere  söylemek istediğim bir şey var; lütfen internette her okuduğunuza inanmayın . Mutlaka doktorunuza danışın. Bazen ufacık şeyler o kadar abartılıyor ki, size ve bebeğinize hayatı zindan edip zarar veriyor. Çok sükür ki,benim tecrübeli ve olaylara sakin yaklaşan iki ablam var. Bir gün küçük ablamla  konuşurken" Doğumdan çok korkuyorum" demiştim. O da  "Niye korkacaksın ,bu güne kadar hiç içinde bebek kalan olmamış,mutlaka doğmuş . Bu kadar korkulacak ve zor bir şey olsaydı millet iki hatta üç tane doğurmazdı." dedi. Bu söz doğuma girerken bile aklıma geldi. Hamilelik döneminde pozitif insanlarla olmak ve onları dinlemek çok önemli. Canınızı sıkan insanlardan uzak durmak gerekiyor, uzak durmak mümkün değilse  kulakları tıkamak da yeterli olacaktır :)

 

 

 

 

Bu arada üçüncü hamileliğime kadar özel doktora gitmedim. Bir çok kadın devlet hastanesinde doğum yaptığına göre bende yaparım dedim. Her şey yolundaydı  normal doğum yapmak istiyordum,abartmaya gerek yok dedim. Devlet hastanesinde (ben Çapa ya gidiyordum)  ben bu doktoru seçtim yok, kim varsa o bakar. Kurbanlık koyun gibi bir sürü hamile ile birlikte sıraya girilir sonra sırayla tansiyon ölçülür ,sonra doktor iyi misin hoş musun diye sorar bir şikayetin yoksa seni ultrason için yan odaya alırlar .Orada başka bir doktor bakar sonucu eline verir, yine beklersin . Tekrar doktora sonuç gösterirsin ,doktor sonuca bakar her şey normalse iki cümle kurar ve işte şu tarihe gün al der, teşekkür eder çıkarsın. Çapa da yaşadıklarımdan sonra  üçüncü hamileliğimde özel doktora gidince , orada kendimi özel ve iyi hissettim. Tamam hamilelik ve  doğum normal bir süreç  ama bu kırılgan, alıngan hassas dönemde devlet hastanelerinde de  azıcık kibar olsalar çok daha iyi olur. ( Biliyorum sizde haklısınız ,kaç saate kaç hamile muayenesi sığdırmak zorundasınız .Bilerek bu mesleği seçtiniz  yapacak bir şey yok, her mesleğin zorluğu var .Konuşmasanda bir tebessüm et o bile yeter.)
Neyse  dedim ya hamilelik ve  doğumu yaz yaz ,anlat anlat bitmez.
Evet 40. Haftamıza geldik.Annemin  film izlerken söylediği  cümle gibi .   "Aaa ne çabuk ! diye içinizden geçirmiş  olabilirsiniz.   Bazen izlediği filmlerde, kadın şimdi hamileyim diyor  yarım saat sonra doğuruyor.Annem istiyor ki televizyonda  da hamilelik 9 ay sürsün . Benim ki de  biraz öyle oldu.
40. haftamızda Cenk'le istiklal caddesinde yürürken atlas pasajına girip "doğumda seni yanımda düşünmek için bileklik almak istiyorum" dedim. Friendship bileklilerinden  aldık .Doğuma onunla girmek istiyordum.Pasajdan çıkarken  karnımda daha önce  hissetmediğim bir şey hissettim .Cenk'e dedim ki "Bugün Doğa gelecek sanırım"  öyle de oldu.
Annem ve babam memleketten aynı gün geldiler. Yemek yaptım ,bir güzel yedik içtik tam kahve yapacaktım ki suyum geldi.Önce şaşırdım anneme sordum biraz bekle dedi ,o arada eşimi aradım geleyim dedi yok daha gelme dedim .Allah'ım ilk doğuma göre bu ne sakinlik ya da şaşkınlıktı. Ara ara sancılar geliyordu,bunlar  ne tatlı hisler derken  sancılar sıklaşmaya başlayınca hadi artık gidelim dedik. Babam da evdeydi,yol yorgunu olduğu için uyuya kaldı ve hiç haberi olmadı. Biz babam uyurken hastaneye gittik ,beni hemen nst ye aldılar. Hemşire " 8-9 saate doğum yaparsın" dedi. O ne ya dedim ,keşke 8 saat sonra gelseydim :) Öyle olmadı , beni hemen doğuma aldılar. Hatta eşime benim kanımı verip tahlile yollamışlar, geldiğinde de buda bebeğinizin bunu da tahlile götürür müsünüz  deyince şok olmuş. Oğlundan önce kanı ile tanışmış olmanın şaşkınlığı mı ,baba olmanın şaşkınlığı mı bilmiyorum ama bir şok halindeymiş. Normal doğum yapmak  istiyordum, çok şükür öylede oldu. 19.01.2011 saat 21:30 gibi hastaneye gittik saat 01:14 de ise Doğa'yı kucağımıza aldık.Artık tecrübesiz, şaşkın, heyecanlı ama çok mutlu 3 kişilik bir aileydik.
 Bu  doğum hikayesinin  sonuna geldik. 31 ay sonra ki Alp'e hamileliğim ve doğum hikayemle yine  burada olacağım.


Sevgiyle ve mutlulukla kalın.

 

 

 

Please reload